Kadın

Kadın pencere kenarına oturmuş telefonuna taktığı kulaklıktan Demet Akalın dinliyordu. Sesi o kadar yüksekti ki müziğin, Demet Akalın’ın “eşsiz” sesi daha da yoğun hissedilebiliyordu. Minibüse adım attığım anda duydum müziği. Oturabileceğim başkaca bir koltuk olmadığından yanına iliştim kadının. Çaresiz hissettim kendimi. Araba kullanmaya karşı geliştirdiğim direnç bu garip insanlara mahkum ediyor beni dedim içimden.
İçimden bir ses utandırdı beni. Aslında o yadırgadığım insanlar bendim. En kokuşmuşundan en mükemmeline dek hepsi içimdeydi. Aslında yadırgadığım kendimdi. 10 saniye içinde aklımı dolduran bu ikiyüzlü fikirleri boşverdim koltuğa kurulduğumda. Kadın süzdü beni sağına dönüp. Nefesi yüzüme çarptı. Adana’da erkeklerden çok kadınların bakışlarını hissetmeye alışmıştım ama bu alışkanlık hala rahat etmemi sağlamıyordu. Acaba neyimi beğendi diye düşündüm. Mesela hiç çekinmeden beni süzerken kafamı ona dönsem ne yapardı. Sorsam nazikçe” Merhaba. Acaba size bir soru sorsam yanlış anlamadan cevaplar mısınız?” desem. Utanır mıydı? Yoksa aynı aldırış etmez tavrıyla çekinmeden cevaplar mıydı? Söyler miydi neyimi beğendiğini? Neyimi kıskandığını? Onda olmayan birşeye mi sahiptim acaba? Bütün bunlar olurken aslında kadının fiziki hatlarını görme ihtiyacı hissettim. Çünkü bana öylesine güçlü bakışlar atıyordu ki ona doğru düzgün bakamamıştım. Hani bir suç işlese yanımda, polise kadını tarif edemezdim yani. Ama birden başka bişi oldu 3 durak sonra. Yine hatlarını incelemediğim ve tarifleyemeyeceğim başka bir kadın( ki minibüse yayılan 8*4 deodorant kokusundan kadın olduğunu anladım) minibüse bindi. Benim oturduğum koltuğun yan tarafındaki küçük oturağa oturdu. Bize dönüktü yüzü hissedebiliyordum. O kadın da kimseye bakmayan içini gören biriydi besbelli çünki ondan gelen bir gözetleme hissi yoktu vücudumda. Ama işte onun sayesesinde yanımdaki kadından da kurtulmuştum. Gözleriyle içine soktuğu hapisten beni atmış ve yeni binene hapishane kapılarını açmıştı. Artık ona bakıyordu. Sadece önümdeki koltuğum yırtık başlığını inceleyerek sürdürdüğüm yolculuğum boyunca aslında sadece bu kadını düşündüğümü farkettim. Ondan yazıyorum bunları. Çünkü o kadın aslında benim meraklı tarafımdı. Arkasından iğrenç biriymiş gibi konuşuşum, onu yargılayışım aslında öz yargılamadan ibaretti. O cesur kadını tebrik ediyorum. Utandığım kendimdi kadın değil…

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s