Mühür

Sır; çok eski bir dostundan kalmaydı. Mühürlediği dudaklarından sessiz bir nefes verdi. Kalp atışlarının hızı vücudunun sakinliğine tezat, tüm tedirginliğini ele veriyordu. Havanın sıcak olması onu rahatlatmıştı böylece şakaklarından süzülen ter damlalarının mazereti de hazırdı. Oda dar ve havadızdı. İçerde kendisiyle birlikte dört kişi daha vardı. Bekleyiş tüm bedenleri geriyordu ama Ali ‘nin ki bambaşka bir yolculuğa çıkış, yepyeni bir dünyada açılacak yeni sayfaya kalem tutuştu. 

15 yıl önce başlamıştı sır saklayıcılığı; gölgelerde yaşayan Meltem’in karanlık dünyasını Ali’ye açışıyla değişmişti herşey. Keyfi derecede sorumsuz ve eğlence düşkünü kahramanımız, bilmenin katlanılmaz yükü altında gittikçe yaşlanan bir ruha dönüşmüştü. Bazen gülümsemek için olağanüstü bir çaba harcar ancak bu basit eylemi bile gerçekleştiremezdi. Neyse ki artık Meltem yoktu; bir hiçti. 10 dakika sonra gireceği kapıdan tüy gibi hafif çıkacak ve huzurun dünyasına adım atabilecekti.

Şermin, trafiğin cehennemsi boyunduruğunda geçiktiğinden emin son bir kez daha ara sokaklara daldı. Arabasının küçüklüğünü böyle zamanlarda  bir lütüf olarak görür; İstanbul’un dar yerlerine rahatça girip çıkardı. “Ali umarım vazgeçmez” , diye geçirdi içinden randevuya geç kalacağından emin düşüncelerinde. Odaya ulaştığında gözlerini Ali’ye kenetledi. Sessizce girdiler kapıdan. 

“Ben de bir sır tutucuyum”, dedi kısık bir sesle. Ali ellerini tuttu Şermin’in. “Hiçbir sır yeryüzünde beş seneden fazla kol gezmemeli. Sözcüklere en az üç kez dökülebilmeli”, diye söylendi Ali. Birbirlerine sarılıp sırlarını kulaklarına fısıldadılar. Ruhları aydınlandığında bedenleri sadece toprağı hissetti. 

Masal Kadın

Bir süre önce yaşamayı bıraktım. Bana göre değil size göre… 

Herşey bir masalla başladı. Masalın ana kahramanı cengaver bir kadındı, ne prensesti ne de hanımdı. Tek başına bir kulübede yaşayan bu insan evladı, küçücük tarlasında her meyvenin sebzenin tadına vardı. Boydan boya kitaplıklarla dolu kulübesinde, çeşit çeşit kelimeleri okuyup, ahşap sandalyesinin üzerinde dünyanın türlü hallerini tanıdı. Dar geldi sonra duvarları ve toprakları. Yanına erzak alıp yolları arşınladı. Dere tepe düz gitti, yorulunca konakladı bir krallıkta. Önce korktu herkes beynelminel güzellik taşımayan bu kadından. Sonra bir dilencinin muhabbetiyle girdi hayatlarına. Teker teker sofralarına daldı. Her çatının altında; önce garipseyen gözlerle karşılanıp, tebessümlü cümlelerle uğurlandı. Kralın kulağına gitti sohbetler, koca göbekli kral kadını ayağına çağırdı. Nedir hikmetin diye sordu adam kadına? Kadın gülümsedi, hikmetim yüreğimdedir dilimden dökülür etrafıma, dedi insan evladı. Anlat dedi adam, bu gökler nasıl oldu, topraktan nasıl fışkırdı yeşil, nerede dünyanın sonu, hayatın sırrı nedir? Kadın sustu, hafif bir burukluk belirdi çehresinde. Yanlış sorular sorarsın ey kadim yetkili, ben sana seni anlatırım sen ordan erdemlenirsin, tebaan korkaktır , sakınır her sözünden, krallığın büyüktür ama buğdaydır tek ektirdiğin, göklere el açtırırsın ilim bilenin olmadan. Kadınların gülmez erkeklerin eve girmez. Nesillerin askerlikte perişan. Bir kapı var beyninde aç onu. Dağıt varını yoğunu. Gücün sonu hüsrandır hayallerin batacak. Koskaca krallığında sadece dert yaşayacak. Kızlar kara leke erkekler bıçak olacak. Sıyrıl giysilerinden yürü topraklarını. Kocaman bir kütüphaneye çevir odalarını. Hayatın sırrı yıldızlarda sense yerin kat kat dibinde. Verilmez cevaplar haketmeyene…

Masalın sonunu bilmiyorum, sayfaları kayıptı. Daldım rüyalar alemine sen de 1000 yıl ben diyeyim milyon gece. Dere tepe düz gittim, bilinmeze doğru. Yaşamayı bıraktım size göre…

Severe Intentions of Jonathan Grave

Step inside the mind of Jonathan Grave. He was born in a very dull day. Son of an alcoholic father, never felt the hands of his mother. No one can recall anything extraordinary about his presense during his childhood and young adult days.An invisible being breathing amongst people. It will appear to be hard to believe in such a story but indeed some woman tried to sit down at that bus to Birmingham from London which is of course very natural to have a seat but Jonathan was already sitting in that particular seat. He was invisible to the bone. Anyway, everything has changed. The way he was, the appeareance he had, the words he spoke, the path he chose; everything…

The Thursday came in a sunny mood. His window was open and the rays of sunlight woke him up like a lover. He stood in front of the bathroom mirror after a hot shower. The face was neat and sharp. The face was smooth like silk. The face was clever and charming. He gazed, tried to figure out this new guy. The muscles joined the scene. The shoulders and that stomach puzzled his mind. And the uneaten finger nails made him think that his soul was captured by another body. A real misery for an accountant , living zero adventure..

The wardrope was full of elegant and expensive suits. He wore Brioni Vanquish II, looked sharp as a knife in that soft and light tailoring. He put on leather derby brogues by Burberry, the best workhorse shoes. Final comb motion and there he was ready to face the world.

He wanted to take his ordinary watch which his grandad gave him in his sixteenth birthday. It was his custom behaviour to take off the watch and leave it on the kitchen counter. The door of the kitchen was moving back and forth. Creepy feelings covered his body as the dark liquid struck his sight. Tip toe to his kitchen and he found out… It was the watch laying on the floor, bleeding to death violantly. The watch cried his name, called him a murderer. All the time was devoured…

Yokluk

Yorgunluk ağır bir yorgan gibi kapladı tüm bedenini. Parmak uçları kıpırdayamamaktan karıncalanmaya başlamıştı.30 metrekarelik , tıkış tıkış eşya ile dolu bu odada, 180*200 ebatlarındaki bu yatakta, karanlıkta ve açlıkta karşılamıştı benliğini. İnsanın vücudunda ki sinirler, hormonlar, yağlar ve kaslar ne işe yarardı? Ne için vardı kollar ve bacaklar? Beyninin nöronları nelere tepki verirdi? Oksijeni çekti tıkalı olmayan sol burun deliğinden. Sağ tarafında ki eti aldırmadığına  pişman olmadı ilk kez. Bizzat kendiydi gözlerini kırpan. Öylece kalayım burada diye düşündü kalbi hala kan pompalarken. Renklerin, yemeklerin, teknolojinin, diğer beyinlerin uzağında kendi kendine yok oldu…

Psychology of the Devil

Bitter sweet sounds tickles his ears. If he turns right, hypocracy conquers; if he turns left, misery reveals. What if he was just a seeker to find rare evil deeds. No sunshine in his mind, all day wandering around. Indeed the soil is possessed by many dark souls to ruin another day. The white angelic masks tricks him sometimes. All the good will diminished in intensity thoughout these grounds. Oh poor seeker, you never had to seek, still running from one to another. You pray the young ones don’t grow soon. Just in them, you skip. 

Nirvana-Smells Like Teen Spirit Lyrics (Çevirisi)

Load up on guns and bring your friends Tüm silahları topla, arkadaşlarını da getir 

It’s fun to lose and to pretend 
Kaybetmek ve rol yapmak eğlencelidir 

She’s over bored and self assured 
O çok sıkılmış ve kendinden emin

Oh no, I know a dirty word 
Oh hayır, bir küfür biliyorum 

Hello,hello, hello, how low… x defa 
Merhaba, merhaba, merhaba, ne kadar sığ… 

Nakarat : 
With the lights out it’s less dangerous 
Işıklar kapalıyken, bu daha az tehlikeli 

Here we are now 
İşte buradayız şimdi 

Entertain us 
Eğlendir bizi 

I feel stupid and contagious 
Kendimi aptal ve bulaşıcı hissediyorum 

Here we are now 
İşte buradayız şimdi 

Entertain us 
Eğlendir bizi 

A mulatto 
Bir melez 

An albino 
Bir albino 

A mosquito 
Bir sivrisinek 

 My Libido yeah 
Benim libidom evet 
I’m worse at what I do best 
En iyi yaptığım şeyde daha kötüyüm 

And for this gift I feel blessed 
Ve bu tanrı vergisi yetenekten dolayı kutsanmış hissediyorum 

Our little group has always been 
Küçük grubumuz hep varoldu 

And always will until the end 
Ve sonuna kadar da varolacak 

Hello, how low? (x defa) 
Merhaba, merhaba, merhaba, ne kadar sığ… 

Nakarat 
And I forget just why I taste 
Ve neden tattığımı unutuyorum 

Oh yeah, I guess it makes me smile 
Oh evet, sanırım beni gülümsetiyor 

I found it hard 
Bunu zor buldum 

It was hard to find 
Bulması zor oldu 

Oh well, whatever, nevermind 
Oh peki, herneyse, boşver 

hello, how low? (x defa) 
Merhaba, ne kadar aşağı? 

Nakarat 
Yeah, a denial(x3) 
Evet, bir inkar

Pronounciation and Foreign Accents while teaching English to your kids

-Consider that an enormous number of English teachers are not native speakers and have a foreign accent. This should not stop you from teaching, but make sure people can understand you and that the words are recognizable. The accent is not an issue as long as it is understood.

-Always use audio resources to listen with your baby.

-Even native speakers make mistakes but try to use correct grammer, and stay simple.

5 Good Websites to Access Kid’s Free Audio Books and Audio Stories

1- Meegenius

http://www.meegenius.com/store/books/free/

2- Storynory

http://www.storynory.com/archives/fairy-tales/

3- Storyonlinr

http://www.storylineonline.net/

4-Magickeys

http://www.magickeys.com/books/

5- Loyalbooks

http://www.loyalbooks.com/genre/Children